ÇİC Türkiye Fahri Konsolosluğu’ndan Basın Bildirisi

ÇİC Türkiye Fahri Konsolosluğu’ndan Basın Bildirisi

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Türkiye Fahri Konsolosu Ahmet Özdeş, Çeçen-İnguş halkının, Stalin liderliğindeki Sovyetler Birliği idaresince topyekün Orta Asya ve Sibirya’ya sürgüne gönderilmesinin 71. yıldönümü nedeniyle bir basın bildirisi yayınladı.

Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın Adıyla!

BASIN BİLDİRİSİ

No.D-02                                                                                                                                                          23.02.2015

Konu: 23 Şubat, Dünya Çeçenya Günü

71 yıl önce bugün, Joseph Stalin liderliğindeki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Komünist Partisi’nin yönetim organı Politbüro, tüm Çeçen-İnguş halkını “Nazi Almanyası ile işbirliği yapmakla” suçladı, Çeçen-İnguş Otonom Cumhuriyeti lağvedilerek tüm bir ulus sürgünle cezalandırıldı.

II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın hiçbir zaman Çeçen-İnguş Cumhuriyeti sınırlarına ulaşamamış, 1941-1944 yılları arasında 40.000’den fazla Çeçen-İnguş’un Kızıl Ordu saflarında savaşmış ve sadece 450 kişinin Sovyetler Birliği’ne karşı silahlı mücadele vermiş olduğu gerçeğine rağmen; sadece belirli şahıslar, belli bir grup ya da nüfusun bir bölümü değil, Sovyet arşivlerine göre sadece birkaç gün içerisinde kadın-erkek, yaşlı-çocuk ayrımı yapılmaksızın tüm Çeçen-İnguş halkı, toplamda 496.400 Çeçen-İnguş, Orta Asya ve Sibirya’ya doğru sürgüne gönderildi; yolculuk sırasında ve sürgündeki yaşam koşullarında 250 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Çeçen halkına karşı gerçekleştirilen bu etnik temizlik, aynı zamanda Çeçenlerle ilgili her şeyin haritalardan ve ansiklopedilerden silinmesi, mezarlıkların ve anıtların yıkılması, yerleşim yerlerinin isimlerinin değiştirilmesi ve tarihsel Çeçen topraklarına Rusların ve diğer ulusların yerleştirilmesiyle taçlandırıldı; kısaca Stalin rejimi Çeçenleri tarihten silmeye çabaladı. Ancak Stalin’in ölümünden sonra, 1957 yılından itibaren sürgün edilenlerin geri dönüşüne izin verildi, ne var ki nüfusunun yarıya yakını kaybeden Çeçenler tarihsel anavatanlarına pek çok acı ve problemle geri dönebildi.

2004 yılında, yani sürgünün 60. yıldönümünde, Avrupa Parlamentosu, 23 Şubat 1944’te Stalin’in doğrudan emriyle Çeçen halkının Sibirya ve Orta Asya’ya topluca sürgün edilmesini 1907 tarihli Lahey Sözleşmesi ve BM Genel Kurulu tarafından 9 Aralık 1948’de kabul edilen Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi ışığında bir soykırım olarak tanıdı.

Çeçen halkı daha bu sürgünün yaralarını saramamışken, modern Rusya, bağımsızlık ve özgürlük isteyen Çeçen halkına karşı, 1994 yılında tüm dünyanın gözleri önünde yeni bir soykırıma başladı; ve bu savaş, Çeçen topraklarına getirdiği muazzam acıyla, bir kez daha gösterdi ki, Çeçen halkının geleceği ancak kendi egemenliği altında mümkün olacaktır. Bugün, sadece 23 Şubat 1944 sürgününde yaşamını yitirenleri değil, ne kadar güçlü ve acımasız olursa olsun düşmana boyun eğmeyerek Çeçen halkının şerefini ve soylu geleneklerini koruyabilmesi ve özgür kalması için mücadele veren tüm isimsiz kahramanları da anarak onurlandırmalıyız.

Ahmet ÖZDEŞ
Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Türkiye Fahri Konsolosu

Leave a Comment