Akhmed Zakayev: “Geleceğimiz Diasporada Eğitim Alan Gençlerimizin Elinde!..”

Akhmed Zakayev: “Geleceğimiz Diasporada Eğitim Alan Gençlerimizin Elinde!..”

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya hükümeti Bakanlar Kurulu Başkanı Akhmed Zakayev, geçtiğimiz hafta Azerbaycanlı siyasi mülteci Emin Ahmedbekov’a özel bir mülakat verdi.

Emin Ahmedbekov’un “Azerbaycan Saati” adını verdiği ve popüler bir video paylaşım sitesi üzerinden yayınlamaya başladığı mülakatlar serisinde, 23 Ağustos 2015 günü konuk Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Başbakanı Akhmed Zakayev’di.

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Türkiye Fahri Konsolosluğu olarak Başbakanımız Sayın Akhmed Zakayev’in verdiği özel röportajı deşifre ederek Türkçe’ye tercüme ettik:

Emin Ahmedbekov: Sayın Akhmed Khalidoviç iyi günler, “Azerbaycan Saati” programından sizi selamlıyorum. Pek çok dünya ülkesi Rusya’ya yönelik çeşitli yaptırımlar uygulamaya başladı. Bu bağlamda Rusya’daki demokratların herhangi bir kazanımı olabilir mi?

Akhmed Zakayev: Şu anda Rusya’da herhangi bir demokratik güç mevcut değildir. Demokrasiyi boş bir kelimeden ibaret görmeyen küçük bir grup var, ancak bu grubun Rus toplumuna hakim düşünceyi değiştirmeye yetecek gücü yok. Rusya’da bugün var olan muhalif kanadı, Rus hükümetinden çok farklı bir görüş taşımıyor. Benim bakış açıma göre, Rusya’nın en büyük problemi, Rus toplumundaki Putin’e yönelik rağbettir. 1990’lı yılların sonunda, tanınmayan Putin yarattığı Çeçen karşıtı histeriyle iktidara gelirken, bugünkü sözde muhalefette Çeçenya’daki bu yeni savaşı destekledi ve sivillere ya da Çeçen devletine karşı işlenilen suçlar bir zafer olarak sunuldu. Bu sözde muhalefet Putin’in ele geçirdiği gücün Çeçenya ile sınırlı kalacağından emindi, oysa Putin’e karşı çıkılmaması halinde Çeçenya’daki insanlık dışı uygulamalarının tüm Rusya’ya yayılacağını ve bunun Putin’in sahip olduğu dikey yönetimi güçlendireceğini düşünemedi bile. Demokrat Ruslar açısından Çeçenya’daki olaylar Putin’e karşı durmak için çok elverişli bir ortam yaratmıştı ama ne yazık ki onlar bu dönemde Putin’i desteklemeyi tercih ettiler. Doğrusunu söylemek gerekirse, o andan bu yana Rusya’da demokratik güçlerin olduğuna dair bir aldanmaya kapılmıyorum. Son 15 yılda Putin’in yaptıklarından sonra, sözde Rus demokratların bakış açılarında herhangi bir değişim yaşanmadı. Demokratların büyük bir kısmı başta Çeçen devletinin topraklarının işgali, Gürcistan Cumhuriyeti’nin bölünmesi, Kırım’ın ilhakı, Ukrayna’nın doğu bölgesinin işgali, Azeri topraklarının 1/4’ünün işgali, Moldovya’nın iç meselesi olan Transdinyester’e müdahalesi gibi pek çok sorunu çözme konusunda iktidardaki güç ile benzer metotlardan yanalar. Benzeri belli başlı konularda mevcut rejim ve sözde muhalefet aynı görüşleri taşıyorsa bu iki yapı arasında hangi farktan bahsedebiliriz? Rusya’daki sözde demokratik yapılar “demokrat olarak adlandırılmanın” ve “demokrat olmanın” aynı şey olmadığını anlamalıdır. Rusya’da demokratik bir güç ortaya çıkarsa, bizim tarafımızdan şunu söyleyebilir ve Rusya vatandaşlarına garanti verebilirim ki, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin inşası için onlarla birlikte hareket etmeye hazırız ve kapımız onlara açıktır.

Emin Ahmedbekov: Bugün Çeçenya’da iki farklı siyasi güç bulunmakta, bunlardan birisi işgalci gücün Kadırov yönetimi, diğeri ise önce al-Kaide’ye ardından ise DAEŞ’e katılan İslamcı bir grup. Bu gelişmelerin Çeçenya’nın bağımsızlığı ve Kuzey Kafkasya bölgesinin geleceği üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?

Akhmed Zakayev: Rus işgalinin sonucu olarak bugünün Çeçenyası’nda hak ve hukukun yeri yok, sivil bir yaşantı mevcut değil; Çeçenya bugün tamamen hukuksuzluğun hakim olduğu bir yer. Ancak sizi temin ederim ki bu geçici bir fenomendir. Bu nedenle, bugünkü durum ile Çeçen halkının ve devletinin geleceği arasında bir bağlantı kurmanın doğru olmadığına inanıyorum, bu temelden yanlış bir yaklaşım. Medyada yer alan, sizin de işgalci rejim ve radikal dinciler olarak ifade ettiğiniz Çeçen toplumunun içerisinde kümelenmiş aşikar bu iki yapıyı, inkar edemem ve etmeyeceğim; bunlar Rusya’nın süregelen işgali ve 20 yıldır olanca gücüyle devam eden savaşın birebir sonuçları olarak ortaya çıkmıştır. Şuna garanti verebilirim ki, Çeçenya’daki mevcut durumun değişimiyle birlikte, yani halen devam eden savaş bittiğinde ve Çeçen devleti topraklarındaki Rus işgali sona erdiğinde bu iki yapı da ortadan yok olacaktır. Ben sizin dikkatinizi yurt dışında faaliyet gösteren üçüncü bir yapıya, sürgündeki hükümetimize çekmek istiyorum. Rus-Çeçen Savaşı nedeniyle 500 bin Çeçen vatandaşı bugün dünya geneline dağılmış durumda ve hükümetimiz tarafından kurulan “Çeçen Diasporası ile İlişkiler Komitesi” bu vatandaşları gözlemleme, istatistiki verileri tutma gibi faaliyetler yürütmektedir. Elimizdeki verilere göre, bugün sadece Avrupa Birliği sınırları içerisinde 300 binden fazla Çeçen vatandaşı ikamet etmekte, her yıl 15 bin bebek bu sayıya katılmakta ve her yıl binlerce Çeçen okula gitmekte, her yıl binlerce Çeçen genci Avrupa’daki üniversite ve enstitülerde eğitim almaya başlamaktadır. Açıkça söylemek gerekirse bugün Çeçen gençliği en üst düzeyde eğitim almakta ve profesyonel yeteneklerini geliştirmektedir. Ayrıca binlerce Çeçen vatandaşı da Orta Doğu’da dini eğitim almakta ki bu son derece önemli, geçmişte Çeçen halkının dini duyguları manipüle edilmişti, artık bu mümkün değil, zira bugün sürgündeki Çeçen Cumhuriyeti İçkerya hükümeti dikkatle çalışmalarını yürüterek halkını koruyor. İşte Çeçenya’nın ve diasporanın geleceğini şekillendirecek olanlar bu eğitimleri alan gençlerimiz olacaktır.

Emin Ahmedbekov: Sayın Akhmed Khalidoviç, Boris Nemtsov cinayetiyle ilgili olarak iki Çeçen tutuklandı, ilk sorgularında cinayeti işlediklerini itiraf ettiler. Bu konu hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Akhmed Zakayev: Bu olay ve gelişmeler üzerine çok sayıda yorumda bulundum, şimdi bunu bir kez daha tekrar etmek istiyorum. Rusya’nın çok etnikli bir yapısı var bu tip siyasi suçları gördüğümüzde, zanlının etnik kökeninin herhangi bir önemi yok. Benim bakış açıma göre, öncelik verilmesi gereken zanlının kökeni değil, kime hizmet ettiği ve nerede görev yaptığıdır. Şunu çok iyi biliyoruz ki, Rus kolluk güçleri kendilerine yukarıdan verilen emri eksiksiz ve tereddütsüz yerine getirmekle yükümlü. Rusya Federasyonu Anayasası’na göre, başkumandanın da, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin olduğunu unutmamak gerekir. Bu bağlamda, konuyu soruşturan müfettişler Nemtsov’un öldürülmesi için emri kimin verdiğini ortaya çıkarmak zorundadır. Bana göre, Putin’in sevk ve idaresi altındaki Rusya’da tek bir müfettiş dahi bunu ortaya çıkarmaya teşebbüs etmeyecektir. Elbette, Boris Nemtsov’un katledilmesi yüksek profilli bir siyasi suç, ancak ne yazık ki Putin yönetiminde karşılaştığımız ilk faili meçhul cinayet değil. Korkarım tıpkı öncekiler gibi Nemtsov cinayeti de çözümlenemeden kalacak.

Emin Ahmedbekov: Bugün Rusya’daki insan haklarını nasıl değerlendiriyorsunuz; ayrıca bu durumun Kuzey Kafkasya ve diğer Sovyet ardılı devletler üzerinde ne gibi etkileri olduğunu düşünüyorsunuz?

Akhmed Zakayev: Rusya sadece bireyleri ortadan kaldırmıyor ya da onlara baskı uygulamıyor, insan haklarını temelden yok ediyor; ayrıca uluslararası hukuk kurallarına göre tanınmış bir cumhuriyeti yok ediyor. Eğer, Rusya Federasyonu dahilindeki ulusal cumhuriyetlerden bahsedeceksek, size 1992 yılında yaşanmış tarihsel bir hadiseyi hatırlatmak istiyorum. Bildiğiniz üzere, Rusya İmparatorluğu işgal temelinde kuruldu. Tüm bu ulusal yapılar Rus İmparatorluğu’nun kolonisi haline geldi ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar da bu devam etti. Sovyetlerin yıkılmasından sonra ise, bu ulusal yapılardan bazıları bağımsızlıklarını elde ederken, diğerleri Rusya Federasyonu dahilinde kaldı ve federasyon anlaşmasına imza attı. Bu şu manaya geliyor, ulusal cumhuriyetler, 1992 yılına kadar uluslararası hukuk açısından koloniydi, ancak bu tarihten itibaren gönüllü olarak Rusya’ya dahil oldular ve yeni bir devlet kurdular: Rusya Federasyonu. Şahsen, bu gelişmeyi Rusya’nın en büyük siyasi başarısı olarak görüyorum. Ancak Putin’in iktidara gelişi ile birlikte, Rusya tek taraflı olarak federasyon anlaşmasını görmezden geldi ve gönüllü olarak Rusya Federasyonu’na dahil olan bu cumhuriyetler şu haklarını kaybettiler: ulusal anayasa hakkı, ulusal liderlerini seçme hakkı, ulusal kültürlerini geliştirme hakkı ve en önemlisi olarak ana dillerini geliştirme hakkı. Maalesef, bugünün Rusyası’nda ulusal çıkarlarını siyasi metotlarla savunma hakkına sahip değiller. İşte bu Kuzey Kafkasya’daki askeri varlığı açıklıyor. Tüm bunlar Putin ve çevresindekileri tatmin etmektedir. Putin iktidarda olduğu müddetçe mevcut durumda herhangi değişiklik olmayacağı hususunda eminim.

Emin Ahmedbekov: Akhmed Khalidoviç, size son bir soru yöneltmek istiyorum. I. Rus-Çeçen Savaşı sırasında, Azerbaycan hükümeti Çeçen halkına Rus işgaline karşı yardım etti. Yaralılar ve ağır hastaların tedavi için Azerbaycan üzerinden başka ülkelere geçtiklerini, bir kısmının da tedavi için Azeri hastanelerinde kaldıklarını hatırlıyorum. Bugün ise, iki diktatör rejimin, Azeri hükümeti ile Kadırov’un yakınlaştığını görüyoruz. Bunun ardından yatan neden nedir?

Akhmed Zakayev: Bildiğiniz üzere, bu yakınlaşma bugün ortaya çıkmadı, Azerbaycan’da yönetimin değişmesiyle birlikte başladı. Elbette, Azerbaycan hükümetinin lideri kendi iktidarının meşruiyetini ispat için uluslararası destek arıyor ve Rusya Devlet Başkanı’nın desteğine ihtiyaç duyuyor. Bu bağlamda, mevcut Azeri yönetimi uzun süre önce Putin ile flört etmeye başladı ve siyasi mültecilik statüsü elde etmiş Çeçenleri kurban etti, onları Rus gizli servisinin ellerine teslim etti. Bu mülteciler bir sonra ölü halde bulundu. Hatta Rus servisine teslim edilen genç bir Çeçen mülteci, kendi köyünün üzerinde helikopterden yere fırlatıldı. Elbette bugün Azerbaycan’daki rejim kendi halkına karşı işlediği suçların bilincinde ve gelecekte bunlar için yanıt vermek zorunda olduğunun farkında; bunun bugünlerde olmasından da korkuyor. Herhangi bir ülkedeki diktatörün devrilmesi, diğer ülkelerdeki diktatörler için de bir işarettir. Bundan ötürü, Irak’ta Saddam Hüseyin’in, Libya’da Muammer Kaddafi’nin devrilmesiyle Putin ve Azerbaycan yönetimi de endişelenmeye başladı. Şunun altını çizmek istiyorum ki, bahsettiğiniz siyasi ilişkilere rağmen, Çeçen ve Azeri halkları arasındaki iyi niyetli ve güzel komşuluk ilişkileri sürmektedir. Bizler, Çeçen halkı ve Çeçen hükümeti olarak, Azerbaycan halkı ile kardeş olarak kalmaya devam edeceğiz. Hükümetler değişecektir, ancak uluslar her zaman var olacaktır. Bizim amacımız, yüzyıllar önce aramızda kurulan iyi ilişkileri korumaktır.

Başbakanımız sayın Akhmed Zakayev’in röportajını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:

© Ickerya.com

Leave a Comment