Başbakan Zakayev’in Lahey’deki Konuşması (23.02.2018)

Başbakan Zakayev’in Lahey’deki Konuşması (23.02.2018)

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Bakanlar Kurulu Başkanı Akhmed Zakayev’in 21 Şubat 2018 tarihli açıklamasıyla duyurduğu üzere, 23 Şubat 2018 Cuma günü Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde bir anma toplantısı yapıldı ve Rusya Federasyonu liderliğine karşı 1994 yılından günümüze kadar Çeçenya’da işlediği suçların soruşturulması talebiyle başvuruda bulunuldu.

Bu tarihi günde, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Bakanlar Kurulu Başkanı Akhmed Zakayev, Uluslararası Ceza Mahkemesi önünde biraraya gelen topluluğa Çeçence bir konuşma yaptı.

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Türkiye Fahri Konsolosluğu tarafından Türkçe’ye tercüme edilen ve Waynakh Online tarafından altyazı olarak videoya eklenen konuşmanın tam metni aşağıda yer almaktadır :

Kıymetli yurttaşlarım ve dostların Allah’ın selamı üzerinize olsun! Yüce Yaratan bugün bizlerin burada toplanma amacını kutsasın inşaAllah!

Şahsi kanaatim, bugün Çeçen halkının tarihinin en önemli günüdür ve bugün buraya toplanmamızın nedeni de budur. Bugün, sürgün sırasında hayatını kaybedenlerin anısını onurlandırmak üzere buradayız. 74 yıl önce bugün, dünya üzerindeki en Ateist ülke halkımızı o zamanın en soğuk, en vahşi ve en acımasız topraklarına sürgüne göndererek onları insanlık dışı acılara mahkum etmiştir. Bu nedenle bugün Yüce Allah’tan masumca katledilen insanlarımıza mağfiret, bizlere ise sabır ve güç vermesini diliyoruz. Her zaman bütün dualarımızda onlar için Yüce Yaratan’dan mağfiret diliyoruz… Bu her zaman böyle olacaktır ve olmalıdır da.

Ne var ki, tarihimizde halkımızın katlanmak zorunda kaldığı tek acı gün bu değildir. Ve bu trajik günden sonra, maruz kaldığımız suçlar ve vahşilikler azalmadığı gibi, her seferinde daha da şiddetlenmiştir. Bunun kanıtı ise tüm bunların görgü tanığı olan yaşlılarımızın sözleridir. Birinci Rus-Çeçen Savaşı başladığında, daha önce sürgünü vahşice diye tarif edenlerden kendi kulaklarımla şunları dediklerini duydum: “Görünüşe göre sürgün çok vahşi değildi”, gerçekten de o günler çok daha acımasız olaylar yaşandı. Ve 3 yıl sonra, ikinci savaş başladığında, şunu duydum, muhtemelen sizler de duydunuz: Birinci savaş çok acımasız değildi ama bugünkü tam bir cehennem! Bu ne anlama geliyor? Yani işlenen her yeni suç daha da vahşileşti, daha fazla ölüm ve insanlarımız için daha fazla kayıp getirmeye başladı.

İşte tüm bu baskılara ve zulme son vermenin tek bir yolu vardır: halkımızın birleşmesi. Sadece birlik olarak ve vatanımızın efendileri olarak bu zulüm sonlandırılabilir. Ve buna bir son vermek için ise tüm bu olanları bir kez daha yaşamamıza gerek yok, yapılması gereken suçluları adaletin önüne çıkarmaktır.

İnşallah bugün Avrupa saat ile 15:00’de, Said-Emin İbragimov öncülüğünde ve buradaki diğer yoldaşlarımızla birlikte Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunacağız ve Rus liderliğinin bizlere karşı işledikleri suçlardan ötürü yargılanmasını talep edeceğiz. Ve bu da atılan en etkili adım olacak. Ancak bu, Putin ve diğer savaş suçluları hemen bugün yakalanıp derdest edilecek manasına gelmemektedir. Ama bu girişim bizlerin uluslararası hukuk kurallarına uygun biçimde kendi ülkemizde yaşamaya yönelik isteğimizi göstermektedir ve bundan böyle halkımız üzerinde tiranlık kurulmasına müsaade etmeyeceğimiz anlamına gelmektedir. Ve bugün için elimizden gelen şeyi yapmaktayız. Bugün elimizde bu suçluların adalet önüne çıkarılmasını talep etme hakkımız var. Bu başvurunun bir neticesi olarak, er ya da geç, bu suçların failleri yargılanacaktır. Ve bu da bir ders olacaktır.

Tarih boyunca en büyük derdimiz halkımıza karşı suç işleyen hiçbir suçlunun cezalandırılmamış olmasıdır. Bu sayede, bu suçlular insanlarımızı katlettikçe kanlarımız üzerinde kariyerlerini geliştirdiler, mevcut pozisyonlarını güçlendirdiler ve servetlerini inşa ettiler.

Eğer bir kez dahi olsa, bu suçluların yargılanmasını sağlayabilirsek, onların arkasından gelenler halkımıza karşı benzeri suçları işlemeden önce buna değip değmeyeceğini düşünecektir. Bugün, günümüzün gerçeklerini gören, bunların farkında olan iyi ve eğitim bir gençliğimiz var.

Evet, ebeveynleri çocuklarının siyasetten uzak durmasını istiyor, onlara siyasete bulaşmamalarını çünkü politikayla ilgili hiçbir şeyin temiz olmadığını söylüyorlar. Ama inanın bana, sadece siyasetin içerisinde olursa, politikayla ilgilenirsek, gençlerimiz birşeyleri değiştirebilecek ve kendi halkına yardım edebilecektir. Belki bizler siyasetin içerisinde olsaydık, uluslararası hukuku ve dünya konjonktörünü bilseydik, belki de halkımız bugün bu tiranlığa maruz kalmayacaktı. Eğitimli gençlerimizin iktidarı tiranlara ya da hainlere devretmediği ya da bunun için öldürüldükleri doğru. Ancak Yüce Yaratanımız hamdolsun ki, günümüzün meşru dünyasında, Avrupa ve Arap ülkelerinde gençlerimiz eğitim almakta, siyaseti öğrenmekte ve hayatın güncel gerçeklerini görmektedirler; işte onlar halkımızı günümüz dünyasının seviyesine çıkaracaklardır. Siyasetten her ne kadar kaçınmaya çalışsak ta, bugün buradayız ve bu bir siyaset. Yaptığımız şeyin adı siyaset. Sürgün edilişimiz bir siyasetti. Bizlere karşı işlenen suçlar bir siyasetti. Ne yaparsak yapalım siyasetin dışında kalamıyoruz.

Siyasetin kirli bir iş olduğunu söylüyorlar. Ama bu onu yürüten kişilerin elinde olan bir şey: eğer siz dürüstseniz, siyasetiniz de temiz olacaktır. Bir imamı, müftüyü ya da bir öğretmeni örnek olarak alın. Yemin ederim, eğer bu kişi yasaları yanlış anlamışsa bu şeriatın hatası değil ama onu o şekilde alanın hatasıdır. Ve siyaset konusunda da aynı şey geçerlidir. Ne türden bir siyasetimiz olmalı ve bunu nasıl yapmalıyızı bizlere peygamberlerimiz Hz. Muhammed (SAV), Hz. İsa ve Hz. Musa göstermiştir. Yüce Yaratan’ın kuralları doğrultusundaki tutumları ve bu doğrultudaki faaliyetleri de bir tür siyasettir. Onların siyaseti temiz ve adilaneydi. Ancak insanlar doğru yoldan sağarak yanlışlara bulaştılar, bu onların değil ama şeytanın kusuruydu. Bugün de herşey aynı böyle işliyor. Eğer bugünkü neslimizi temiz siyaset ve hukuk kuralları çerçevesinde yetiştirirsek, onlar bizim tecrübe ettiğimiz adaletsizlikle yüzleşmeyecektir. Bunun için uğraşmalı ve çabalamalıyız.

Torunlarımıza ne bırakabiliriz sorusunun cevabı, tüm yanlış anlaşılmaları ve uyuşmazlıkları bir kenara bırakıp onlara doğru yolu göstermektir. Bu da halkımızın birliğidir! Onlara yardım edebilmemizin tek yolu budur.

Bugün, buradaki herkesin önünde Allah aşkına bana karşı yanlış yapanları ya da adil olmayanları affediyorum. Ve sizler de beni affedeceksiniz. Bu mühim günde herhangi bir anlaşmazlıktan ötürü aramızın açık olmasını istemiyorum. Bir ve tek vücut olacağız. Allah’ım bizlere güç ver. Bugün bu bizim ilk başvurumuz, ancak bunun ikincisi ve üçüncüsü de olacaktır.

Ve inanın ki, bütün bu suçluların halkımıza karşı işlediği suçlar için uygun bir ceza alacakları gün gelecektir.

Allah hepimizden razı olsun! Allah bizler korusun!

Allahu Akbar! Allahu Akbar! Allahu Akbar!

23.02.2018 – Lahey

© Ickerya.com

Leave a Comment