Akhmed Zakayev: “Londra’daki Saldırılar Rus Devlet Terörüdür!..”

Akhmed Zakayev: “Londra’daki Saldırılar Rus Devlet Terörüdür!..”

5 Mart 2018 günü İngiltere’nin başkenti Londra’da, Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri Askeri İstihbarat Teşkilatı GRU’nun eski bir üyesi olan Sergey Skripal’ın kızıyla birlikte yemek yediği bir lokantada sinir gazıyla zehirlenmesi ve o sırada orada bulunan 25 kişinin de bu gazdan etkilenmesi İngiltere’yi şoke ederken, olay gündemin en önemli konusu haline geldi.

II.Dünya Savaşı’ndan bu yana yasaklı silahlar listesinde bulunan sinir gazının İngiltere’nin başkentinde Vladimir Putin’in şahsi düşmanı olarak nitelendirilen Sergey Skripal’ın hedeflenerek kullanılması, İngiltere hükümeti tarafından da sert bir tepkiyle karşılandı ve ilk adım olarak Rusya Federasyonu sefaretinde görevli 23 Rus diplomat sınırdışı edildi.

Ukrayna ulusal televizyon kanalı 1+1’de yer alan TSN adlı haber programının muhabirlerinden Andrei Tsaplienko, Vladimir Putin’in düşmanları listesinde yer alan ve kendisine yönelik birkaç saldırı engellenen Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Bakanlar Kurulu Başkanı Akhmed Zakayev ile konu hakkında bir röportaj yaptı.

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Türkiye Fahri Konsolosluğu tarafından Türkçe’ye tercüme edilen mülakatın tamamı aşağıda yer almaktadır:

– Alarm verici bir durum var. Önce Skripal’a yönelik saldırı, bu saldırıdan bir gün sonra Solovyov’un şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmesi. Huzur içinde yaşamamız için Rusya’nın yok olmasına ihtiyacımız var fikri duyuluyor.

Sanıyorum durumu biraz abartıyorsunuz. Zira Rusya’nın eylemleri normal insanların korkması ve “Çılgının biri. Onu kızdırmamak için istediği herşeyi yapmalıyız” düşüncesinin doğmasını hedeflemekte. Putin’in Rusyası’nda insanlar böyle bir mantığa sahipler. Şimdi de nükleer bir şantaj ile tüm dünyayı tehdit ediyorlar. Zira, normal bir şekilde tartışacak argümanlara sahip değiller. Onlara göre, “normal”in anlamı onların kaçık fikirlerinin kabul görmesi ki bu da dünyanın onlardan korkması manasına gelmektedir. Dünyayı gerçekten korkutmanın tek yolu da Rusya’nın sahip olduğu nükleer cephane. İşte tam da bu nedenle, Putin, Federal Meclis’te yaptığı konuşmada dünyayı yok etme kabiliyeti olduğunu ifade etti. Ve sizin de bahsettiğiniz, “Bu dünyada Rusya var olduğu sürece, neden barışa ihtiyacımız var?” şeklinde Solovyov’un ileri sürdüğü bir argüman var. Tüm dünya, bugünün dünyasında herşeye ve devletlerin sivil halklarına bir tehdit teşkil eden Putin’in Rusyası’na yer olmadığını ifade ediyor. Zira, herşeyden önce dünyanın 1/6’sına hakim topraklarındaki 146 milyon insanı yok ediyorlar. Rusya’da gücü ele geçiren ve bu gücü korumak için ellerinden gelen herşeyi yapan bir güruh var, bunlar bu topraklardaki doğal kaynakları ve insan gücünü kullanıyorlar. Şunun farkındalar, ellerindeki gücü kaybettikleri anda, işledikleri tüm suçlardan ötürü cevap vermek zorundalar.

– Salisbury’de, Rus gizli servisinin eski bir üyesi olan Sergey Skripal’in zehirlenmesiyle sonuçlanan bağlantılı olarak İngiltere’de kendinizi güvende hissediyor musunuz?

Her seferinde empati yapıyorum. Rusya’nın Rusya’da, komşularıyla ya da dünyanın herhangi bir yerinde yaptıklarıyla yani Putin’in politikasıyla aynı fikirde değilseniz, İngiltere’de, Ukrayna’da ya da Amerika Birleşik Devletleri’nde, her nerede olursanız olun güvende değilsinizdir. Bu türden rejimler mevcut olduğu sürece bu rejimlere karşı çıkanlar için güvenli bir yer yoktur. Uzun bir süredir Putin’in devletinin düşmanı olarak listelenmiş birisi olarak elbette İngiltere’de geçtiğimiz hafta neler yaşandığını anlıyorum. Putin’in Rusyası’nın yakın tarihinde siyasi muhaliflerin her nerede olurlarsa olsunlar Stalin tarafından kullanılan eski yöntemlerle elimine edilmesine yeniden başlanıldı. Bu saldırılar, 2004 yılında Çeçen Cumhuriyeti İçkerya eski devlet başkanı Zelimkhan Yandarbiyev’in katledilmesiyle başladı. Yandarbiyev, Katar’ın başkenti Doha’da 13 yaşındaki oğlu ile birlikte cuma namazı için gittiği camiden dönerken arabasına yerleştirilen bir bomba ile suikaste uğradı. O zaman tüm dünya bu saldırıyı görmezden geldi. Uluslararası kamuoyu bu türden eylemlere müsaade edilmeyeceğini gösterecek bir reaksiyon vermedi. Bu noktada Katar halkının hakkını vermeliyiz, sadece birkaç gün içerisinde bu terörist saldırıyı gerçekleştirenleri yakaladılar, bir soruşturma yürüttüler ve patlayıcıların getirilmesinde diplomatik posta kanalının kullanıldığını tespit ettiler. Bugünün Rusyası, diplomatik misyonlarını terörist saldırılar için de kullanmaktadır. İngiltere’de polonyum bulunmasının ya da son saldırıda olduğu gibi sinir gazına rastlanılmasının da başka hiçbir açıklaması yoktur, bir devlet ya da devlet yapısı bunun arkasında olmadığı müddetçe bu mümkün değildir.

– O halde siz bu saldırılardan dolayı tamamen Rusya’yı suçluyorsunuz?

Bu problemi dar bir çerçevede ele alarak, FSB’nin ya da başka bir gizli servisin hoşnut olmadıkları bir siyasi figürü ya da eski bir iş arkadaşlarını ortadan kaldırdıkları özel bir operasyon ya da yeni bir provokasyon olarak nitelendirmiyorum. Hayır. İngiltere’deki bu son terörist saldırının ardında… Herşeyden önce neden terörist saldırı tanımlamasını kullanıyorum? Çünkü, yapılan açıklamalara göre, saldırıda kimyasal silahlar kullanıldı, 25’den fazla kişi bu silahtan etkilendi. Bu bölgede faaliyet gösteren bir paralimiter birim olduğu belirlendi. Bunlar Rus devleti tarafından gerçekleştirilmiş bir terörist saldırı olarak değerlendirilmelidir! Peki neden Rus devletinden bahsediyorum? 2006 yılında Rusya’da iki yeni yasal kabul edildi. Bunlardan birisi, Putin’in rejimini ve yönetimi eleştiren herkesi, siyasetçi, gazeteci ya da sıradan bir vatandaş olup olmadıklarına bakılmaksızın aşırılıkçı ve terörist olarak nitelendirdi. Bu “aşırılıkçılar” ve “teröristler” de Rus devletinin düşmanları olarak listelendiler. Ardından ise ikinci yasa geçti, bu da Rus gizli servislerine nerede olduklarına bakılmaksızın ortadan kaldırılmaları yetkisini ve görevini veriyordu. İşte bu yasa temelinde, Rusya’da Anna Politkovskaya, İngiltere’de Alexander Litvinenko ve pek çok diğer kişi ortadan kaldırıldı. Bu nedenle, İngiltere’de yaşanan şeyin ardında Rus devletinin olduğundan kesinlikle eminim. Duma yasayı geçirdi, yasamanın diğer bir ayağı olan Federasyon Konseyi yasayı onayladı ve devlet başkanı Putin imzaladı! İlk bakışta bu eski albayı zehirlemenin ne siyaseten ne de propoganda bakımından bir fayda getirmediği düşünülebilir. Ancak bunun tam tersi. Bu küçük bir kayıp gibidir. Her ne kadar burada herhangi bir mantık yok gibi gelse de durum böyledir.

– Bu küçük kayıpların bazıları itibari ve finansal…

Kesinlikle. 2006 yılında işlemeye konulan bu makinanın mekanizması siyasi durumdan ve konjoktürden bağımsız olarak çalışmaktadır. Kazançlı ya da zararlı, hepsi aynı. Bu işi gerçekleştirmekle yükümlü olan bir yapı ve siyasi duruma veya havaya bakmasızın görevini icra ediyor. Bundan dolayıdır ki, Rus devleti tarafından işlenen suçları ve bu azmış suçlular su götürmez bir şekilde sadece Ukrayna’nın ya da İngiltere’nin bir problemi değildir, bu uluslararası kamuoyunun sorunudur. Zira, Rusya’dan gelen tehdit hepsine yöneliktir.

– Küresel bir tehdit?

Evet, küresel bir tehdit. Çünkü bu adamın elinde bugün nükleer bir düğme var. Ve bu adam bizlere elindeki gücü kullanmak için geliştirdiğini söylüyor. Ve en önemlisi, eğer bugün korkarsak, bizler için önem ifade eden her şeyden, uğruna savaştığımız ve savunduğumuz değerlerden vazgeçmeye mahkumuz. Gelişimini emperyal Rusya ile değil ama özgür bir dünya ile yapan Batı, Avrupa, Ukrayna, bu değerlerini yitirecektir. Ve Çeçenler de kendi devletlerini inşa etme ve özgürlük fikrinden vazgeçmek zorunda kalacaktır. Sizler de devlet egemenliklerinizden vazgeçmek zorunda kalacaksınız. Ama hep birlikte bunu reddetmeli ve “Böyle bir Rusya’dansa, eğer hiç var olmayacaksa bile daha iyisi olsun” demeliyiz. Rusya’daki nüfus için bir alternatif var. Ve biz bu alternatifin, Putin’siz bir Rusya’nın uluslararası toplumda harika bir geleceği ve olağanüstü imkanları olduğunu göstermeliyiz.

– İngiltere’nin Litvinenko’nun ölümünü ve bununla bağlantılı 14 şüpheli ölümü İngiliz polisi intihar ya da kaza olarak değerlendirmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizde de polonyum kalıntıları tespit edilmişti. İlk tepkileri oldukça ağırkanlıydı oysa bugün görülüyor ki, İngiltere keskin bir karşılık verdi ve problemin ne olduğuna işaret etti. İngiltere’nin şimdi ihtiyacı olanları koruyabileceğini düşünüyor musunuz?

Çok ilginç bir soru. Sizin bu konudaki iyimserliğinizi paylaşamıyorum, en çok hayıflandığım konudur, İngiliz yetkililerin Rusya’nın bugün ortaya koyduğu tehdide karşı gerektiği gibi bir karşılık verdiğini düşünmüyorum. Evet, ben de İngiltere Kraliçesi’nin koruması altındayım. Kendimi oldukça güvende hissediyorum, çünkü beni korumak için alınan önlemleri biliyorum. Polonyum saldırısı bana karşı değildi. Litvinenko’ya yapılan saldırının bir neticesiydi. Onun aramabda oturduğu koltukta kalan artıklardan bana da bulaştı. Burada sorun farklı. Bugün İngiliz basınında yazıldığı üzere 14 şüpheli ölüm var. Bugün bu olayların yeniden değerlendirilmesi gündemde ki, görünüşe göre tam ölüm nedenlerini ortaya çıkaracak en detaylı araştırmalar yapılmadı. Elbette İngiliz hükümeti ülkesinin prestijini hedef alan saldırılarda halkının güvenliğini sağlamaya muktedir olmadığını söylemeyecektir. Hiçbir hükümet bunu kabullenmez, saldırıların ardında belli bir devletin olduğunu belirten açıklamalar yapmaktansa başka nedenler bulmaya çalışıyorlar.

– Ama siz bunun farkındasınız…

Herkes bunu anlıyor… Bugün hiç kimse İngiliz toplumunda albay ve kızına yönelik saldırının ardında Rus devletinin olduğuna yönelik bir düşünce olduğunu reddedemez. Sorun hükümetin bunu kamuoyu önünde açıkça ifade edebilip edemeyeceğidir ki böylelikle İngiltere’de gerçekleştirilebilecek bir başka saldırıya gerektiği yanıt verebilsin. 2006 yılında radyoaktif bir madde kullanılarak yapılmıştır. Bugünkü saldırı ise kimyasal silah kullanılarak yapıldı. Boris Johnson’un açıklaması diğer kaynaklar tarafından yanlış anlaşıldığı şeklinde düzeltildi. Johnson, Rusya’da düzenlenecek Dünya Futbol Şampiyonası’na katılmamayı da içeren yaptırımları önermişti.

– Böylesi bir reaksiyon ne kadar etkili olabilir?

Elbette bugünün dünyasında, Rusya’da düzenlenen bir şampiyonaya katılmamanın ciddi bir etkisi olabilir. Tüm yaptırımların yanı sıra, böyle bir hareketle eğer Rusya’nın uygar dünyanın bir parçası olmak istiyorsa, haydutvari metotlardan vazgeçmesinin gerekli olduğu gösterilmiş olur. Eğer böyle bir adım atılırsa, eminim ki Rusya’da bir reaksiyonu olacaktır. Futbol takımlarını satın alan isimler yaptırım listesine eklenebilir; gayrimenkullere milyarlarca para yatırıyorlar, aileleri ve çocukları burada yaşıyor ama aynı zamanda Rusya’daki mevcut sabıkalı rejimi destekliyorlar ve burayı karıştırıyorlar. Bu insanlar cezalandırılmalıdır. Ve sadece bu türden etkili önlemler Putin’in rejimine etki eder. Putin rejimi sadece Putin’den ibaret değil. Bunlar, Batı dünyasının tüm nimetlerinden faydalananan ve aynı zamanda burayı karıştırmak isteyen insanların tamamının oluşturduğu bir gruptur.

– Ve parayı Rusya’da elde ediyorlar.

Evet. Hepsini Rusya’dan getiriyorlar. Kiselyov bir keresinde nükler silahlar hakkında konuşmuştu ama Batı’ya kaçırılan paralardan söz etmedi. Bundan dolayı, nükleer silahların kullanımına ilişkin açıklamaları bir tehditten ziyade bir şantaj olarak görüyorum. Bizlere şantaj yapan bu kişilere karşı sessiz kalınması halinde bir gün bu güçlerini üzerimizde uygulayacaklardır. Herhangi bir suç, eğer ortada cezadan muafiyet varsa bunu daha pervasızca işlemenize müsaade eder.

– Peki size karşı İngiltere’de doğrulanmış kaç suikast girişimi oldu?

Ben 3 tane biliyorum. Sanıyorum benzeri bir tehdit mevcut ve bundan haberdar oldukları için de ilgili kurumlar benim güvenliğimini sağlamak için aldıkları önlemleri azaltmıyorlar. Bahsettiğim girişimler birkaç yıl önce oldu. En yenisi 2-3 yıl kadar önceydi ve diğerleri Alexander Litvinenko’nun ölümünden hemen sonra oldu. Her ne kadar bu tip girişimlerden haberdar olsam da, siyasi konjonktüre bakmaksızın bahsettiğim aynı mekanizma işliyor.

– Beni şaşırtan böylesi mekanizmanın varlığından ziyade, suikast girişimleri için harcanan paralar. Mesela Litvinenko olayında milyonlar harcandı.

Evet.

– Skripal olayında sanıyorum teknolojik bir gider var. İnsanları öldürme teknolojisine yönelik harcadıkları para için bir limitleri yok.

Evet. Birincisi, herhangi bir limit bilmiyorlar. İkincisi, Litvinenko olayında şunu anlamanız lazım, ölüm nedeninin tespit edilemeyeceğinden kesin olarak emindiler. Güvenilir bir kaynaktan elde ettiğim bazı bilgiler var. 2004 yılında St.Petersburg’dan birisi geldi ve benimle görüşmek istedi. Berezovsky aracılığıyla uzun bir süre böyle bir görüşmeyi gerçekleştirmek için denedi ve sonunda onunla görüştüm. Benim için, Devlet Başkanı Aslan Maskhadov ve Çeçen direnişi için çok ciddi bilgilere sahip olduğunu söyledi. Çeçen direniş savaşçıları üzerinde kullanılmak üzere değişik zehirlerin geliştirilmeye başlandığını söyledi. Aslında bu bilgiye biz çoktan sahiptik, zira ilk zehirlenme olayı 2003 yılında oldu. Bu şahıstan, Putin’in iktidara gelmesinden sonra 2000 yılı içerisinde, ilk olarak 1924 yılında kurulan ve daha sonra Yeltsin tarafından kapatılan zehirli kimyasallar laboratuarının çalışmalarını yeniden başlattığını söyledi. Ve o günden beri de bu zehirler ve felç edici katkı maddeleri Çeçenler ve Çeçen direnişi üzerinde test ediliyor.

– Bu laboratuarı kim kontrol ediyor?

Kimin kontrol ettiğini bilmiyorum. Ama kesinlikle FSB’nin kontrolü altında, bu da şu manaya geliyor, tıpkı Sovyetler Birliği döneminde olduğu gibi bu konudan sorumlu bir birim var. Bu laboratuar o dönem FSB’nin yöneticisi olan Patruşev tarafından yeniden faaliyete geçirildi. Bu yeniden faaliyete geçirme işlemi de Devlet Başkanı Putin’in kararnamesi ile oldu.

– Bu teknoloji Skripal’ın zehirlenmesinde de kullanılmış olabilir mi?

Elbette, bahsettiğim tam da bu. 2003 yılında Çeçenya’da bir direnişçi zehirlendi ve bu konu açıkça ilan edildi. Operasyon tamamlandığında, Patruşev Soçi’de Bağımsız Devletler Topluluğu’nun istihbarat servisleri için düzenlenmiş bir konferanstaydı ve bu konu ona soruldu. O da açık bir şekilde, “Evet, bu bizim geliştirdiğimiz bir şey” dedi. Zaten daha sonra kendileri mevzu bahis operasyonun nasıl yapıldığını açıkladı : pudra zehir vasıtasıyla zehirlenmiş bir mektup gönderildi ve operasyon gerçekleştirildi. Bu Çeçenya’da tatbik edildi. Zehir kullanıma bağlı olarak yaralanmış pek çok Çeçen bulunmaktadır. Leça İsmailov adlı Çeçen kumandan Ruslara esir düştü ve hapishanede zehirlendi. Kullanılan madde polonyumdu. Litvinenko’da gözlemlenen tüm belirtiler aynen Leça İsmailov’da da görüldü.

– Esaretten sağ çıkabildi mi?

Hayır. Lefortova hapishanesinden 9 yılını geçirmek üzere FSB bölge hapishanesine nakledildi. İki FSB subayı onunla yolculuk ediyordu ve onlarla birlikte çay içti. Volgograd’a hastahaneye kaldırıldığında eşine olanları anlattı. Litvinenko’da görülen tüm belirtiler vardı. Litvinenko’dan kısa bir süre önce öldü. Alexander’in da 10-12 gün içerisinde öleceği hesaplanmıştı. Eğer Litvinenko’da tahmin edildiği gibi hayatını kaybetseydi, hiç kimse ne olduğunu anlamayazdı. Herkes bunun bir yemek zehirlenmesi olduğunu düşünüyordu.

– Ardından bir suşi restoranına götürüldü.

Yemek zehirlenmesi riskinin olduğu suşi restoranına götürdüler. Doktorlar onu muayene etti ve bunun bir yiyecek zehirlenmesi olduğundan kesin olarak emindiler. Ancak, Alexander Litvinenko çok sağlıklıydı, hayatı boyunca ne içki ne de sigara içmemişti. Ve bu da onun hayatını 23 gün kadar uzattı ki son gün onu zehirleyenin ne olduğunu tespit ettiler. Eğer daha önce ölmüş olsaydı, bu zehir hiç ortaya çıkmayacaktı.

– Ama polonyumun izleri kalmıştı.

Evet. Bunu organize edenler kimsenin radyoaktif maddelerin izini inceleyebileceğini düşünmemişti. Eminim ki, zehri tatbik edenler dahi bunun onlar için dahi ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyordu. Eğer hatırlıyorsanız, onlar da hastahaneye kaldırıldı ve 2 gün sonra zehirlendiklerini ve bu yüzden geldiklerini söylediler, ardından “hayattayız, yaşıyoruz, herşey yolunda” diye beyanda bulundular. Çünkü kendilerinin ortadan kaldırılacağından korktular. İşte bu nedenle şimdi de aynı yöntemin uygulandığın düşünüyorum. Sanıyorum zamanla her şeyin nasıl geliştiğini öğreneceğiz.

– Ama aşağı yukarı emindiler.

Emin olduklarını sanıyorum çünkü bir kimsayal silah. Kimyasal silah kullanımı bir ülkeye saldırmakla eş değerdir.

– Bu bir saldırı mı?

Bu bir işgal. Ve bu sadece hedefi belirlenmiş bir nokta atışı ya da bir saldırı değil, diğer insanlar da bu saldırıdan etkilendi. Bugün itibariyle 25’den fazla kişinin etkilendiğini biliyoruz. Hala da herşeyi bildiğimizi sanmıyorum. Litvinenko olayını incelemeye başladıklarında, binin üzerinde kişinin bir şekilde bundan etkilendiği ve doktora gittiği ortaya çıktı. Az ya da çok, 1000 kişi. Bu bir terörist saldırıydı. Bana göre, dünya kamuoyu Kırım’ın ilhak edilmesine, Donbass’a saldırılmasına ve buranın işgal edilmesine gayet ciddi biçimde tepki verdi. Çeçenya konusunda ise herhangi bir tepki olmadı. 25 yıl tek başımıza bırakıldık. Ama Ukrayna yüzünden Putin tüm dünyanın problemi haline geldi. Hatta Gürcistan olayında bile ciddi değildi tepkiler, “Putin ile olan ilişkilerimizi bozmayacağız” fikri hakimdi. Ama Putin Ukrayna’ya girdiğinde, her şey açık bir şekilde ortaya çıktı ki, yapmak istediği aslında uzun vadede SSCB’yi yeniden hayata geçirmekti.

– Sürgünde İngiltere’de yaşayan birisi olarak Çeçenya’nın bağımsız olacağına inanıyor musunuz? Yoksa umutlar geleceğe mi ötelendi?

Andrei, bir saniye için bile şüphe etmiyorum, Çeçenya yeniden özgür olacak, bunu başaracağız ve Çeçenya yeniden özgür olacak. Çünkü tarih tekerrürden ibarettir. Putin’in bizlere, Çeçenler için için yapabileceği tüm kötülükler çoktan yapıldı. Bunu kötü bir niyetle ya da hevesle söylemiyorum. Artık Putin özel olarak bir Çeçen problemi olmaktan öteye geçti ve tüm dünyanın bir problemi halinde geldi. Eminim ki dünya bunun üstesinden gelecek ve bu problemi çözecektir. Şüphem yok ki, Putin şu yaptıklarıyla çok büyük bir problemi çözüme kavuşturuyor. “Putin vara, Rusya var; Putin yoksa Rusya yok” sözünü yeniden kuracağım : Putin varsa, bugünün Rus İmparatorluğu var. Putin gider gitmez, Rusya kalmaya devam edecek ama tamamen farklı bir Rusya olacak. Daha farklı bir yapıya bürünecek. Ve bu da toplumun çıkarına olacak. Bu toprakların dünya haritasından silineceğini söylemiyorum. Hayır, ortadan kaybolmayacak, her şeyen önce farklı uluslardan 140 milyondan fazla insandan bahsediyoruz. Ama bu daha farklı bir yapıya bürünmek zorunda, böylece herkes bundan faydalanacak, bundan ilk ve en çok fayda sağlayacaklar olanlar da Rusların kendileri olacak. Trans-Rus alanının değişimiyle birlikte, Çeçenya’da bağımsız bir devlet olarak kendi yerini bulacak. Son 15-20 yılda yaşanan savaşta, çok sayıda Çeçen Rusya yerine dünyanın farklı bölgelerine gitmek zorunda kaldı. Bugün, dünyanın en prestijli üniversitelerinde yüzlerce genç Çeçen eğitim almakta. Sizi temin ederim ki önümüzdeki 5 yıl içerisinde Çeçenya, Sovyet sonrası alanda en çok dil konuşulan bölge olacak. Bugün, Çeçen halkı 5-6 farklı dil konuşuyor. Çocuklarımız sporda, bilimde ve diğer pek çok alanda başarılar elde ediyor. Çok büyük bir potansiyeli olan gençler yetişiyor. Çeçenya’nın bir geleceği olduğundan eminim. Çeçen halkının geleceğinden de eminim. Bugün Ukrayna’da entegrasyon konusu tartışılıyor ama Çeçenler çoktan Avrupa Birliği’ne entegre olmuş durumda. Bugün AB topraklarında 300 bin Çeçen yaşıyor.

– Sanıyorum daha fazla…

Her yıl 10-15 bin Çeçen çocuk Avrupa’da dünyaya geliyor. Bu çocuklar özgür ülkelerde doğuyor ve bu özgür ülkelerin vatandaşlıklarını alıyorlar. Geçmiş yüzyılların aksine, sürgünde tüm iletişim kanallarının kesilirken, bugün Çeçenler birbirleriyle iletişim içerisinde. Bugün teknolojik imkanlar var. Bugün Paris’teki bir Çeçen Urus-Martan’daki ailesiyle görüşebiliyor ya da Manchestar’daki, New York’taki, Washington’daki veya Brüksel’deki.

– Öyleyse geride kalanların neler çektiğini biliyorsunuz?

Halkımızın nelerle mücadele etmek zorunda olduğunu biliyoruz ve bugün Çeçenya’da tek bir aile yoktur ki Batı’da bir yakını bulunmasın. Benzer şekilde, Putin’in Rusyası’ndan acı çekmemiş bir aile de yoktur. Ve bundan dolayı, Putin döneminden sonra, ne sivil savaş olacak ne de bizler başka bir trajedi yaşamayacağız. Bunun olmasına müsaade etmeyeceğiz. Bugün halkımızı terörize eden Kadırov ve çevresindekiler, Putin’in ardından kaçıp gidecekler…

– Soracağım soruyu da öngördünüz…

Bahsettiğim bu. Ben herhangi bir sivil savaş ya da trajedi görmüyorum. Benim liderliğini yaptığım sürgünde bir hükümetimiz var ama biz emeklilik ya da maaşlar gibi bazı sosyal konularla boğuşmuyoruz. Bugün yaptığımız daha çok gözlemlemek : nerede ve hangi üniversitelerde eğitim alıyoruz, hangi uzmanlara sahibiz? Yasal yapımızı muhafaza ediyoruz, böylece 90’lı yıllarda Ukrayna’daki gibi yeni bir sayfadan başlamak zorunda değiliz. Bizim yasal zeminimiz burada ve Rusya’daki rejim değişikliğiyle birlikte tüm devlet yapımılarımızı yeniden kuracağız. Evet, Kadırov bazı devlet kurumlarını yeniden işler hale getirdi. Savaş sona erdi diyorsanız, bir yapı kurmak zorundasınız. Ama para sadece bu yapıya sadık olanlara gidiyor. Elbette bugün Çeçenya’da olanlardan memnun değilim. Bugün yeniden faaliyete geçen herhangi bir endüstri yok, petrol tesisi yok. Bildiğiniz üzere Çeçenya, Kuzey Kafkasya’da yer alan güçlü bir endüstriyel merkezdi.

– Petrol, havacılık vs…

Çeçenya’da yüzlerce fabrika vardı. Bugün ise Çeçenya bir alışveriş ve eğlenme merkezine dönmüş durumda. Eski bir endüstri merkezi nasıl olurda alışveriş merkezine dönebilir? Ve Rusların, Rusya’nın ya da Putin’in neden burada fabrikaların yeniden işlevsel hale getirmediğini biliyorsunuz. Bunun geçici bir fenomen olduğunun farkındalar. Ne yaparlarsa yapsınlar, bunlar Çeçenlere kalacak. Ve bunu istemiyorlar. Bugün Kremlim2de oturanlar geçici işçilerdir. Çeçenya’ya oturttukları kişiler de onların geçici işçileri. Tek düşündükleri nasıl çalabilecekleri, kendilerini nasıl zengin kılabilecekleri ve nasıl hayatta kalabilecekleri. Başka konulara ya da problemlere dair bir ilgileri yok. Ama ben Çeçenya’nın ve Çeçen halkının geleceği konusunda son derece iyimserim.

© Ickerya.com

Leave a Comment