Sürgünün 75. Yılı Nedeniyle Başbakan Zakayev’in Mesajı

Sürgünün 75. Yılı Nedeniyle Başbakan Zakayev’in Mesajı

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Bakanlar Kurulu Başkanı Akhmed Zakayev, tüm Çeçen-İnguş halkının 23 Şubat 1944’te Sovyet rejimi liderliğince topluca Orta Asya ve Sibirya’ya sürgüne gönderilişinin 75. yılı nedeniyle bir basın açıklaması yayınladı.

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Türkiye Fahri Konsolosluğu tarafından Türkçe’ye tercüme edilen mesajın tamamı aşağıda yer almaktadır :

“Toplumsal Hafıza Olmazsa Tarih Olmaz, Tarih Yoksa Bir Ulus Olmaz”

Sovyet-Rus hükümeti tarafından Çeçen-İnguş halkına karşı kalleşçe işlenilen korkunç suçun 75. yılındayız.

“Kızıl Ordu”nun kuruluş yıldönümünü kutlamak bahanesiyle geldikleri her bir Waynakh yerleşim biriminde çaresiz yaşlıların ve çocukların güveninden faydalanarak 23 Şubat 1944 günü sabahın erken saatlerinde köylerin etrafını sarmaya başlayan Sovyet askerleri gün içerisinde Çeçen ve İnguşların tahliyesine başladı. Bu sırada Waynakh erkeklerinin büyük bir kısmı Sovyet-Alman Savaşı’nda Sovyetler Birliği için cephede yer alıyordu, uygulamalarına karşı koyabilecek erkek nüfusun olmaması bu karanlık suçun işlenişini kolaylaştırdı.

Çeçen halkı, özellikle Khaibakh Köyü’nde canlı canlı yakılan 700 insanını asla unutmadı. Sovyet-Rus yöneticiler eliyle işlenen bu korkunç suç ise tek değildi, benzer örnekleri dört bir yanda yaşandı : mesela, Urus-Martan Bölge Hastahanesi’ndeki tüm hastalar canlı canlı alev alev yanmakta olan kömürlerin içerine atıldı, binlerce insan dağ göllerinin soğuk sularında boğuldu, Sovyet askerleri eğlenmek için eşyalarını toplamakta olan insanlara evlerin camlarından el bombaları attı, pek çok kişi de sürgün konvoylarında silahla vurularak katledildi.

Bu cellatlar vahşi yıkımlarını sadece sivil nüfus ile de sınırlı tutmadı, Waynakh halkına ait tarihsel ve mimari anıtlarını havaya uçurdular. Orta Çağdan kalma Waynakh Kuleleri ise bu nefret dolu kinden özel bir pay aldı. Sovyet-Rus ordusunun, sadece Çeçenya’nın Argun Vadisi’nde 300’ün üzerinde kule ve mezarlığı tamamen ya da kısmen yok ettiği herkesçe bilinen bir gerçektir. Tüm Waynakh köylerinden toplanan ve Grozny şehir merkezine getirilen Çeçen klanlarının günlükleri olan teptarlar dahil olmak üzere el yazması tarihi dökümanlar, dini, tarihi ve kültürel çalışmalar bahar mevsimine kadar kar ve yağmur altında tutuldu, sağ kalanların bir kısmı yakıldı, bir kısmı ise Rus arşivlerine alınarak gizlendi. Aynı kaderi Çeçenlerin paha biçilemez tarihi silahları da paylaştı, bir kısmı müzelere kaldırılırken önemli bir kısmı ise bu cellatlara görevlerini layığıyla yerine getirmelerinin nişanı olarak takdim edildi ki bunlar halen o kişilerin alt soylarının duvarlarını süslemektedir. Özetle, Waynakh kültürü tamiri imkansız büyük bir hasar aldı.

Konvoylardaki katliamlardan sağ kurtulabilen Waynakhlar büyük acılar içerisinde trenlere, hayvan vagonlarına bindirildi, bu vagonlarda herhangi bir ısıtma sistemi yoktu ve karlarla kaplı Orta Asya steplerine kadar devam eden kederli yolcuklarında neredeyse hiç yemek bile yoktu. Açlık ve soğuk yeterli değilmiş gibi, yolculuk sırasında sürgünzedeler arasında bir de ateşli tifo salgını başladı ve binlerce kişinin canını aldı. İnsanlara kulak asmayan muhafızlar trenler mola verdikçe, ölü bedenleri karlarla kaplı demiryolunun kenarlarına attı. Önceden “halk düşmanları”, “hainler” ya da “yamyamlar” olarak haklarında hikayelerin uydurulduğu Waynakhlardan son durağa varabilenler ise, buzla kaplı vahşi bir ortama indirildi. Bu durum yerel halk içerisinde Waynakhlar hakkında korkuya dayalı bir paniğe neden oldu, bu nedenle açlıktan ve soğuktan bitkin bir hale düşmüş Çeçen ve İnguşlara herhangi bir yardımda bulunmadılar ve onları başı boş steplerin dondurucu soğuklarında tek başlarına bıraktılar, herhangi bir yardımda bulunmadılar.

Bu dönemde Çeçenya ve İnguşetya’da acı bir kayba uğramamış tek bir aile yoktur. Kazakistan ve Kırgısiztan stepleri bugün dahi yüzbinlerce isimsiz Waynakh’ın yattığı koca bir mezarlıktır. Bizim üzerimize düşen ise yaşananları hatırlamak, bu trajediyi çocuklarımıza ve torunlarımıza aktarmaktır. Ancak bu şekilde gelecek nesillere toplumsal belleğimizin meşalesini iletebiliriz. Zira, toplumsal hafıza olmadan tarih olmaz, tarih yok ise de bir ulus olmaz. Bu nedenle bizlerin görevi sadece bu korkunç günleri sürekli hatırlamak ve hatırlatmak değildir, aynı zamanda halkımızın benzer trajedilere maruz kalmaması için özgürlük ve bağımsızlığın tek şart olduğunu anlatmaktır.

23.02.2019

Akhmed Zakayev
Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Bakanlar Kurulu Başkanı

© Ickerya.com

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.